Unutulan Yeniçeri Ali

Türkiye’de bilgiyi araştırıp bulmayı en çok seven ve bu bilgileri olabilleceği en güzel şekliyle aktarabillen ender insanlardan biri olan şair, yazar, gazeteci, araştırmacı, tarihçi, müzeci, tiyatro oyuncusu… ne kadar çok ünvanı var değil mi? Ve her birini layıkıyla icra eden Sunay Akın’ın gün ışığına çıkardığı birbirinden ilginç pek çok tarihi hikayeden birini ele alacağım bu yazımda.
Lambachlı Ali’nin hikayesi.
Viyana kuşatması sırasında Viyana’ya doğru ilerleyen Osmanlı Ordusu tedbir amaçlı güzergahtaki kasabalara asker bırakarak ilerlemektedir. Ve Viyana yakınlarında bulunan Lambach’ta da birkaç asker bırakılmasına karar verilir.
Askerler kuşatmanın zaferle sonuçlanacağından emindirler ve Lambach civarlarında çok güzel şaraplar üretilmektedir. Zaferi kutlamak ta gerekir elbette…
Ancak akıllarına getirmedikleri şey başlarına gelir, Osmanlı Ordusu Viyana’da bozguna uğratılır. Hızla çekilmeye başlayan ordu civar köy ve kasabalara bıraktığı askerleri geri çağırmaları için haberciler yollar. Habercilerden biri de Lambach’a varır ve bozgun haberini ulaştırır. Geri çekilmek üzere toplanırlar ancak bir sorun vardır. İçlerinden biri ortada yoktur. Yeniçeri Ali’yi heryerde arar arkadaşları, ancak zaman ilerlemektedir. Ali’yi arayarak kaybedebilecekleri zamanları da kalmamıştır artık ve onu aramaktan vazgeçip yola koyulurlar nihayetinde.
Bir süre sonra sızıp kaldığı yerden kalkar Ali ve Lambach sokaklarında dolaşmaya devam eder. Ancak bir gariplik sezer Ali, arkadaşları yoktur ortalarda, derken kasabalılarla karşılaşır. Kendisine yönelen kızgın bakışlardan rahatsız olduğunda onlara karşı bir hamleyle ‚dağılın buradan‘ diye bağırsa da, kalabalık halk onu kovalamaya başlar.

Kızgın insanlardan kaçan Ali yol üzerinde gördüğü bir kiliseye sığınır. Kilisenin papazı kızgın insanları sakinleştirdikten sonra Ali papaza anlatır olan biteni, papaz da Ali’ye… ordu İstanbul’a dönmüş, Ali Lambach’ta unutulmuştur.
İki yıl boyunca kiliseden dışarı adımını dahi atamayan Ali bu süre içinde Almanca öğrenir ve artık bu tutsak hayattan sıkıldığını, dışarı çıkıp özgürce yaşamak istediğini söyler. Papaz ise bunun yalnızca dinini değiştirerek hristiyan olmasıyla mümkün olabileceğini söyler.

Hristiyan olduktan sonra halka karışıp kasabada yaşamaya başlar ve artık Ali Lambacher ismini alır. Daha sonraları özgür bir insan olarak ülkesine geri dönme imkanı olmasına rağmen bunu yapmaz, orada kalarak tüm hayatını Lambach’ta sürdürür.
Bugün Lambach’a gidip o kiliseyi ziyaret ederseniz kilisenin kapısındaki azizleri tasvir eden kabartmaları görürsünüz ve içlerinden birisi kalın kaşları ve pala bıyığıyla Ali Lambacher yani Lambachlı Ali’den başkası değildir.
Yaklaşık 200 yıl sonra kilise yine tarih sahnesindedir. Kilisenin içinde aynı zamanda bir sanat atölyesi ve bir rahip okulu bulunmaktadır. Çok sıkı kurallarla idare edilen okul öğrencilerinden birisi okul bahçesinde sigara içerken yakalanır. Bu suçun cezası ise okulla olan ilişiğin kesilmesidir. Hızlı bir kararla ‘ilk kezdi zaten tadı da kötüydü, beni okuldan atmayın, bir daha içmeyeceğim’ dese de okuldan uzaklaştırılır küçük çocuk. 

O küçük çocuk eşyalarını toparlar ve kilisenin koca kapısından, Ali Lambacher’nın heykeli altından çıkar gider. Büyüyüp yeniden tarih sahnesine döndüğünde ise bütün dünya onu Adolf Hitler ismiyle tanıyacaktır.
Bundesarchiv, Bild 102-10460 / Hoffmann, Heinrich / CC-BY-SA 3.0
Kendilerinden bile olmayan Ali’ye gösterdiği şefkat ile onun hayatını bambaşka bir yöne çevirmesine sebep olan kilise, kendi içlerinden küçücük bir çocuğa aynı şefkati göstermeyerek milyonlarca insanın hayatını etkilemiş sayılır mı sizce?


Hikayenin geçtiği kiliseye gittim Ağustos 2017’de, o heykeli gördüm, o kapıya dokundum. Amacım kısa bir video hazırlayıp hikayeyi anlatmak, paylaşmaktı. Videoyu beğenmediğim için şimdilik yayınlamayacağım (yeniden gidip, aklımdaki videoyu hazırlamak istiyorum.) ama en azından blogumda yazarak şimdilik okumayı sevenlere sunabilirim diye düşündüm.
İsterseniz hikayeyi aşağıdaki videodan Sunay Akın’ın efsane anlatımıyla dinleyebilirsiniz.
Bir sonraki yazıda buluşmak üzere, hoşçakalın.